Bard (Kozmik Koruyucu)

damlaozkal

Administrator
Administrator
Katılım
30 Eki 2022
Mesajlar
22
Tepki
1
Bard (Kozmik Koruyucu)

1667932273871.png


Hikayesi

Semavi âlemin çoğu sakini, yuvalarını en saf yıldız ışığından prizmatik ipliklerle işlenmiş mucizevi bir nakış olarak görür. Fakat bu fevkalade mahlukların da fevkinde olan bir varlık bu boyutun manevi ve ebedi güzelliğini görerek değil, işiterek yaşar. Ölümsüz olduğu kadar gizemli bir ozan olan Bard için gökkubbenin güzelliği mistik, eşi bulunmaz bir senfonidir.

Bard en başta, sessiz bir evrende amaçsız ve anlamsız bir şekilde süzülüyordu. Ama içinde, bu boşluğun sonunda mucizevi bir şeyle dolacağına dair büyük bir beklenti vardı. Kader onu hayal kırıklığına uğratmadı. İlk yıldızların işlenmesiyle sessizlik bozuldu ve yaratımın ilk coşkulu notaları Bard'ın kulağında çınlamaya başladı.

Yıldızlar arasında dönen armonilerde gezindi, doğumlarından geriye kalan minicik ilham ve düşünce kırıntılarını dinledi. Bu tamamlanmamış, ara ton enerji zerreleri, yani micinler, Bard kâinatın senfonisine ne zaman sesini eklese ona çekiliyor ve kusursuz bir uyumla durmadan çınlıyordu.

Bu onun eseri değildi ama Bard yine de onunla gururlanıyordu.

Fakat ölçüsüz bir aradan sonra, senfoniye bir uyumsuzluk sızmaya başladı. Önceleri o kadar minikti ki Bard'ın kulağından neredeyse kaçıyordu. Fakat gözünün içine bakan micinleri Bard'ın dikkatini şurada yanlış şiddetlenen bir parçaya, burada beklenmeyen bir senkopa ve hatta önceden ses olan yerlere artık sessizliğin gelişine çektiler.

Bard semavi âlemin altını üstüne getirdi ve sonunda bu tuhaflıkların kaynağına ulaştı. Karşılaştığı çok ama çok acayip bir şeydi. Kendi şarkısını söyleyen bir dünya bulmuştu.

Runeterra'nın bilinmeyen sihirlerden güç alarak ürettiği müzik, üstünde yaşayan faniler kadar ilkel, evrimleşmemiş ve kaotikti. Ama yine de fırtınadan önceki gök gürültüleri ya da öncesindeki rüzgârda tıngırdayan rüzgâr çanları gibi içkin bir güzelliği vardı. Bard bu şarkıyı sadece güzelliğinden ötürü takdir etmekle yetinebilirdi ama şarkı maalesef semavi bütünlüğe bir kontrpuan olmanın çok ötesine geçip yıkıcı olmaya başlamıştı. Bir şey yapılmalıydı.

İlk Diyar Ionia'ya inen Bard'la ona eşik eden micinler maddi âleme geçti. Bard'ın kulakları hemen göz biçimini aldı. Kozmik müzisyen, gezgin bir şavm çalgıcısının arabasından aldığı kumaşlar ve ufak tefek eşyalarla kendine basit bir vücut yaptı. Yüz olarak da üç delikli, yuvarlak bir maske takındı.

Dünyada bir çağ boyu gezinerek karşılaştığı herkesin hem aklını karıştırdı hem de onlara neşe verdi. Bu sırada, işlerin sandığından çok daha karışık olduğunu öğrendi. Önceden kestirilemeyecek etkileri olan pek çok güçlü cisim bir hata sonucu Runeterra'ya düşmüş, kâinatın doğal düzenini bozuyordu. Gözlerini yeniden gökyüzüne çeviren Bard, bu işin arkasında başka bir semavi gücün olduğu sonucuna vardı. Fakat amacının ne olduğunu kestiremiyordu.

Yine de sorunu çözmeyi üstlenerek doğru yerde olmayan nesneleri alıp artık zarara yol açamayacakları yerlere koymaya başladı. Bu yaptığı, evrenin akordunu düzeltmenin sadece ilk adımı olsa da dünyayı, ötesinde bekleyenlerden kurtarmak için başka yol olmayabilir.

Bard geleceğe de tamamen sağır değil. Büyük bir çatışmanın yaklaştığını, var olan tüm âlemlerde bir savaş başlayacağını biliyor ve sonunda taraf tutmak zorunda kalacağı zamanı bekliyor.
Hişt, oradaki! Evet evet, sen! Sen kulakları iyi çalışan, düzgün bir Demacia'lıya benziyorsun. Şöyle beş dakika durup, mümkün olmayacak şeyleri gözleriyle görmüş yaşlı bir adamın uyarılarını dinleyecek birine. Anlayacağın, Kozmik Koruyucu bana bir görev verdi. Gerçekleştirmeme sen yardım edebilirsin.

Kaybolan... Neyse dur, en baştan anlatayım.

Gel, gel. Çekinme. Hikâyeme kulak ver. Anlatacaklarımın hepsi gerçek.

Bir gün, çan seslerine uyandım. Annemin 200 yıllık rüzgâr çanları penceremin hemen dışında resmen çığlıklar atıyordu. Annem beni çanların yaz şarkılarının gelecek sıcak ve güneşli günleri muştuladığına ikna edince kendini pek zeki hissetmişti herhalde. Şu yaşa geldim, Valar'ın Kovuğu'nda gördüğüm güneşli mevsim sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Hah! Ateşe odun kırmakla geçen gençliğim şahittir. Dediğim gece de aynen öyleydi. Dışarıda şiddetli bir kış fırtınası vardı.

Kapı patlarmış gibi açılıp odama buz gibi rüzgâr dolunca sıçrayıp ayaklandım. Titreyen vücudumu elimdeki en kalın kürklerle sarıp sarmaladıktan sonra kapıyı kapamaya gittim. Ama tereddütteydim. Annemin rüzgâr çanları hâlâ bar bar bağırıyordu. Daha çok zorluklarla ve çalışmayla geçen çocukluğumu hatırlatsalar da, annemle aramda hâlâ bir bağ olduğunu da hissettiriyorlardı. Onları kaybetmek ve hatta daha fenası durmak bilmez şangırtılarından uykusuz kalmak istemiyordum.

Yanlış anlama, çanları seviyordum esasen. Ailemin eline geçme öyküleri inanılmaz bir kaderi ve şan dolu bir geçmişi anlatıyordu. Freljord'un en nadir ingotlarından, yani savaş metallerinden yapılmışlardı. Bir savaş kazanılıp kaybedildiğinde, yoksul ama gözü açık kişiler olan atalarım Toplayıcılar, savaş alanına girip kanla lekelenmiş karın içinde paslanmaya bırakılmış metalleri toplarmış.

Bir keresinde annem eski zamanları öve öve göğe çıkarırken, “Dünyada ne kadar ingot varmış anne?” diye sormuştum.

“Yüzyıllar boyu birikmiş ingot varmış,” demişti.

“Peki Toplayıcılar o kadar ingotla ne yapmış?”

“Kışın Pençesi'ne satmışlar,” diye omuz silkmişti. “Onlar da yeni savaşlara girmek için daha çok silah yapmakta kullanmış.” Sonra çanları şarkı söylemeye başlayınca bir an durup gülümsemişti. “Ama her zaman birazını kendimize ayırırdık. Ölüm değil de yaşam aletleri yapardık.”

Gerçekten de o kıymetli rüzgâr çanları, memleketimize güzel ezgiler getiren birer müzik aletiydi. “Kötü zamanda iyi talihi çekerler,” demişti annem. Hastalandığında o talihin gelmesi için dua ettim ama gelmedi. Kozmik Koruyucu hastalara yardım etmektense kendi harikulâde müziğini yapmakla meşguldü. O cehennemin dibine giresice çanlar da bana kaldı, annemle Koruyucu'yu hatırlatıp durdu.

Neyse, konuyu dağıtmayayım.

Derin bir nefes alıp istemeye istemeye dışarı çıktım ama imkânsız bir görüntüyle karşılaşıp donakaldım: Hemen karşımda ufak, şeffaf, fırtınadan hiç etkilenmeden havada uçan bir yaratık vardı. Kolu kanadı olmadığı halde, sanki büyüyle bir hava kütlesine çakılmış gibi yerden yüksekte öylece duruyordu. Küremsi kafasında meşale gibi parıl parıl yanan iki beyaz göz vardı. Karnında göz kırpan üç yıldız, dönüp titreşmeye başladı. Annemin çanlarından biri de ona yanıt verince nasıl şaşırdım bilsen! Çan pırıltılı yaratığa çocuk kolu gibi uzanarak onun yıldızlı ışığına büründü.

Ama sonra...

Çan çatladı! Söylediği yaz şarkısının bozulduğunu duydum. Yan tarafında başlayan bir çatlak iyice yayıldı ve sanki onu oluşturan bazı maddeler çalınıyormuş gibi içinden altın rengi ışık zerreleri çıkmaya başladı. Yaratığın çaldıkları ışık değildi. Bu kıymetli fakat sinir bozucu aile yadigârı hızla yok olurken annemin döktüğü göz yaşlarıydı. Böyle bir şey olmasına müsaade edemezdim... etmeyecektim!

Tipinin içine atılıp çanı tuttum. Dokununca, uzaklardan bir boru sesi işittim. Neden olduğunu anlamamıştım. Çanı tüm gücümle çektim ama yaratığın büyüsüne üstün gelemiyordum. Daha da fenası, bütün gövdemin göğe doğru çekildiğini hissettim. Ayaklarım yerden kesildi. Çok geçmeden o adı batasıca cüce yüzünden semaya savrulmuş, bulutlar içinde sürükleniyordum!

ÇAT! Çanda bir çatlak daha ortaya çıkmıştı. Sonra aramızdaki boşlukta bir şeyin biçim aldığını gördüm. Bir kırık, bir bütüne ait bir parça oluşuyordu. Bunun beni kurtaracak tek şey olduğuna kanaat getirerek yapıştım kırığa.

Uzanırken o habis küçük yaratığa bir bakış attım ama yok olmuştu. Yerine, tüm esrarlı ihtişamıyla karşımda duran Kozmik Koruyucu gelmişti. Ortaya çıkması için bir ömür dua etmiştim ve tıpkı annemin söylediği gibi, onu çanlar getirmişti. Bard bana... hatta içime baktı sanki. Neden orada olduğumu merak ediyor gibiydi. Ama artık açıklayacak zaman kalmamıştı.

Birden şiddetli bir rüzgâr esti, bir sıcak dalgası geldi geçti. Kolumun asma dalı gibi uzadığını hissettim. Vücudum dönüp bükülerek kolumu takip etti. Bir yere... bu âlemin dışında bir yere götürülüyordum!

Nereye gittiğime gelince... Bir şarkıyla anlatacağım, anacığımın şu eski kanunu da bana eşlik edecek.



Çanlar


Bir yer duydum kulağımda canlanan seslerle,
İlahi, âlemlerin perdesinin ardından gelen Bard'ın müziği.
Boşlukta karşıma çıktı bir gökkubbe,
Semavi tellerin, davulların ve kavalların sesiyle.

Bard koca kainatı önüme açtı!
Başlangıç'ı, Son'u ve arasını gösterdi hislerime.
Sol'ün ilk yıldızları çınlamaya hazırlamasını duyduk,
Daha tek dalganın kımıldamadığı ışıksız denizlerde.

Hiçbir insanın tanıklık etmediğinin sesini,
İşte ben şu kulaklarımla duydum.
Bu senfoni içimden değiştirdi beni,
Aniden dönüştürdü bedenimi.

Olmuştum bir ruh, bir göksel micin,
Bu rüyada Suretler gibi yükseldim.
Sesler aleminde Bard'la şarkı söyledim
Ve bir asır boyunca yaptım her dediğini.

Çanlar! Çanlar! Ah, çanlar!

Ama bir çanın eğrildiğini duydum,
Bir karanlığın susturduğunu hissettim şarkıyı.
Kardeşlerime ve efendime haber ettim,
Yollara düştük yanlışı doğru etmek için.

Fakat öyle bir aç ağzın karşısına çıktık ki,
Işıksız, sessiz, bomboş bir kuyu.
Kulaklarım tanık oldu öte âlemlerin karanlığına,
Ruhum doldu dehşetle, korkuyla.

İçindeki orduların bana söylediği şarkıyı işittim,
Başlangıcı yoktu, sadece nihayetten ibaretti.
Kulaklarımı zorladım ilahi sesleri duymaya,
Çevirdim kendimi yine iyi ve doğru olana.

Fakat sonra yakalandım Hiçlik'in yırtığına
Ve o anda şahit oldum ışığın yok oluşuna.
Çanlar! Çanlar! Ah, çanlar!

Parçalar, bu tınılar milyar taneydi.
Karanlık bölününce bu diyarın her yerine serpildi.
Ritmi tutan çan, zamanı tutan çan,
Şarkısı her an bitebilecek Runeterra'nın ilahisini söyleyen çan.

Kapıyı kapatıp notaları dizmek için hizaya,
Bard gönderdi hepimizi dünyaya.
Bulduğumuz her parça, her ilmekle,
Düzeltecektik Hiçlik'in bozduğunu meydana gelmekle.

Çanlar! Çanlar! Ah, çanlar!

Çok geçmeden uyandım yatağımda, micin değildim artık,
Valar'ın Kovuğu'na gelmiştim, suratım asık.
Kapıdan söktüm annemin rüzgâr çanını,
Gelip tınılarını alsın diye andım Bard'ın adını.

O zamandan beridir gezerim karada suda, yağmurda, rüzgârda,
Tını toplarım vermek için Bard'a.
Umarım ki topladığım her hazine,
Geri saracak Hiçlik'in çaldığı müziği yine.

Çanlar! Çanlar! Ah, çanlar!



Sevgili Demacia'lı, buralara çok uzaklardan geldim. Oraya daha da uzaktan geldim. Tek amacım, bu dünyanın müziğini susturmak isteyen karanlığı herkese haber vermek. Runeterra bir çan, dünya biçiminde bir çan. Ama kötülük onu yavaş yavaş kemiriyor. Parçaları, tınıları bulunmalı ki yine birleşsin.

Bu yolda atacağımız ilk adım da elindeki tüm kıymetli metalleri şu sepetime atmak olacak. Onları alıp inceleyeceğim, Bard'ın ilahi şarkısını onlara söyleyip içlerindeki dünya çanı tınılarını çıkaracağım. İçinde tını kalmamış tüm parçaları elbette sana iade edeceğim.

Hayır! Dur! Gitme! Söylediklerim yeminle doğru! Lütfen dinle. Vaktimiz az. Dünyamızın sonu yakın...

...ve bizi sadece Bard'la micinleri kurtarabilir.

Yetenekleri

  1. PASİF​

    Gezginin Çağrısı​

    Micinler: Bard'ın kendine çektiği küçük ruhlar normal saldırılara yardım ederek ilave büyü hasarı verir. Bard yeterli sayıda tını topladığında, micinleri alan etkili hasar verir ve isabet alan rakipleri yavaşlatır. Tınılar: Bard'ın toplayacağı kadim tınılar rasgele ortaya çıkar. Bunlar deneyim kazandırır, mana yeniler ve çatışma dışında etkili hareket hızı sağlar.
  2. Q

    Kozmik Bağ​

    Bard'ın yaptığı büyü atışı, isabet ettiği ilk rakibi yavaşlattıktan sonra yoluna devam eder. Duvara çarparsa isabet ettiği ilk rakibi sersemletir, başka bir rakibe isabet ederse ikisini birden sersemletir.
  3. W

    Koruyucunun Mabedi​

    Ortaya çıkardığı iyileştirme mabedi, kısa bir süre sonra güçlenir ve ona ilk dokunan takım arkadaşını iyileştirip hızlandırdıktan sonra ortadan kaybolur.
  4. E

    Sihirli Yolculuk​

    Bard yakındaki duvar veya arazi üzerinde bir kapı açar. Dost ve rakip şampiyonlar kapının girişine doğru hareket ederek tek yönlü olarak kapının çıkışına seyahat edebilir.
  5. R

    Kader Birliği​

    Bard, hedef konuma yolladığı ruh enerjisi ile etki alanı içindeki bütün şampiyonları, minyonları, canavarları ve kuleleri kısa süreliğine dondurur.

Support karakteridir.
Alt koridorda oynanır.
 
Home Register Log In
Üst