Far Cry 3 Blood Dragon (İnceleme)

Asyacuk

Moderator
Moderatör
Katılım
12 Kas 2022
Mesajlar
591
Tepki
1
2013 oyunculuk dünyası için gelmiş geçmiş en yaratıcı dönemlerden biri olmaya devam ediyor. FPS anlamında sektörde isim yapmış çoğu yapımcının, türe yönelik yaptığı eleştirilerden sonra firmalar bir bir kendilerini bu anlamda düzeltmeye başladı gibime geliyor. Özellikle MMS sevmeyen fakat Dishonored, BioShock gibi konsept FPS’ler ile ilgilenen insanlar için bu yıl çok bereketli geçeceğe benziyor.


1.jpg





Blood Dragon, gerçekten oyun dünyası için son dakika sürprizi oldu, oyun ilk ortaya çıktığında çoğumuz bunu bir şaka sanmıştık, hayır bunun sebebi oyunun komik sitesi veya görselleri değil, bu konsept gerçek olamayacak kadar iyi olmasıydı.

Far Cry 3 elbette kaliteli bir oyun, genel standartlara baktığımız vakit bunun gerçekliği su götürmez. Fakat günümüzde bir oyunun AAA kalitesinde olması için, onun satacağını garantilemelisiniz. Bu da yapım aşamasında bazı fedakarlıklarda bulunmak anlamına geliyor; büyük kitlelere ulaşmak için, bilineni iyi kullanmalısınız.

Blood Dragon hakkında ise bunların tam tersini söyleyeceğim, AAA olma kaygısı güdülmeden üretilmiş, saf yaratıcılığın mor parıltılarla aktığı bir yapımla karşı karşıyayız. Ubisoft Montreal’in oyunu yaparken maddi kaygılar veya genele hitap etme hissiyatı taşımadığı buram buram belli. Bunu oyunu oynarken anlayabiliyorsunuz.


5.jpg

"Karşınızda Rex "Power" Colt ve onun mor Cyborg gözü"



Bütün oyun koca bir eleştiri ve saygı duruşu aslında. Özellikle 80’lerin o bol VHS görüntülü, parıltılı zamanlarına dair çok şey var Blood Dragon’da. Eleştiri kısmı ise modern oyunlara. Özellikle ilk dakikalarında size yarım saat tutorial yaptıracak olması ve bu tutorialların hepsinin günümüz modern oyunlarına bir taş niteliğinde olması gerçekten şahane, ben ilk 45 dakika sadece güldüm oynarken.

Far Cry 3 Blood Dragon, geçmişte pek çok bilim kurgu oyununda gördüğümüz retro fütüristik tadı hakkıyla taşıyor. Bunu şuradan anlayabiliyorsunuz; adamımızın adı Rex “Power” Colt. Kendisi oldukça ağzı bozuk bir Cyborg ve tek istediği adam öldürmek. Bu 80’lerin aksiyon kahramanlarına ve oyunlarına zaten başlı başına bir gönderme zaten.

2007 Yılının distopik bir versiyonunda geçen Blood Dragon, klasik bir “şunu da vuralım, bunu da vuralım, hadi dünyayı kurtaralım” hikayesi aslında. Tabii bunu oldukça parıltılı mor ışıklar ve retro fütüristik müzikler eşliğinde yapıyoruz.

Ne diyordum, 2007 yılının distopik bir versiyonundayız. İnsanlık doğal olarak birbiriyle savaşarak kendisini mahvetmiş durumda. 80’ler dediğimiz vakit işin içine nükleer tehdit girmese olmaz, elbette nükleer savaş dünyayı mahvetmiş, elbette insanlık birbirine düşmüş ve bilin bakalım; hala savaşıyorlar.


2.jpg

"Oyunda patlamalar ve ateşin rengi kimi zaman mor, çoğu zaman hatta"




Tabii böyle anlattığıma bakmayın, Blood Dragon’un kendisini ciddiye alma derdi yok, özellikle Rex’in bolca küfür edip bir yandan cyborg kolunu onarmaya çalışıp pembe ışıklı kılıcı ile adam keseceğiniz için, ister istemez kahkaha atmaya başlıyorsunuz bir yerden sonra.

Benim uzun zamandan beri gördüğüm en başarılı görsel sunum sanırım Blood Dragon’da. Parlak ışıklar, abartı şekiller, oradan buradan çıkan ve ne işe yaradığı bilinmeyen teknolojiler, kablolar ve bolca mor tonu ile Blood Dragon sizi anında atmoferin içine sokuyor, bir de tabii efsanevi geçiş filmleri var ki sormayın gitsin.

Oyunun görselliği ve sunumu Retro havayı harika bir şekilde yakalarken, Avustralyalı elektronik “Power Glove” isimli ikilinin müzikleri, atmosferi bolca körüklüyor, ben şu anda bu incelemeyi yazarken sıradan dinliyorum mesela, her an kolumu kesip çatal kaşık takıp Cyborg’lüğümü ilan edebilirim.
Klasik shooter mekanikleri elbet var fakat Blood Dragon ağızda Duke Nuke Em gibi lezzetli bir tat bırakıyor. Bunun en önemli sebebi oyunun süper sonik hikayesinin Montreal’li oldukça tecrübeli yazar Lucien Soulban tarafından kaleme alınmış olması. Lucien Soulban, White Wolf’un World of Darkness yazarlarından biri.
4.jpg

Göndermelerden bahsetmiştim, özellikle Rex Colt’un repliklerinde ve oyunun hikayesinde karşılaştığınız karakterlerin sözlerinde modern oyun dünyasına büyük eleştiriler ve göndermeler gizli. AAA shooter oyunlarında bulunan pek çok özellikle dalga geçen Blood Dragon, bu göndermeleri genelde bol küfürlü replikler eşliğinde gerçekleştiriyor, emin olun çok gülüyorsunuz.
Klasik shooter mekanikleri dedim fakat bu mekaniklere Hollywood etkisini katmadım. Hollywood aksiyon filmlerinde gördüğümüz düşmanın gırtlağını kesip daha sonra bir sonraki adama shuriken atıp havada takla atarak silahla gaz tankını vurup etrafı patlatmak gibi pek çok aksiyonu gerçekleştirebileceğiniz Blood Dragon, 80’lerin aksiyon dozlu, bol abartılı filmlerinin muhteşem bir replikası gibi.
Şunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliyorum, Blood Dragon bir sanat eseri olmuş, herkese hitap etmeyecek büyük ihtimalle fakat belirli bir yaş aralığında olan (özellikle 25 ve üstü) insanların ayıla bayıla oynayacağı bir oyun bu.

Oyunu oynamadan önce 16 Nisan’da yayınlanan Blood Dragon: The Cyber War filmini izlemenizi ve oyunun enteresan sitesini gezmenizi şiddetle öneriyorum.

3.jpg

Blood Dragon, Ubisoft’un çizgisi dışında, oldukça yenilikçi ve bir o kadar esprili yapısıyla 2013’ün en eğlenceli oyunlarından biri olmaya aday ve oyun PlayStation 3, PC ve Xbox 360 için çıkmış durumda.
Eğer normal shooter oyunlarından sıkıldıysanız ve biraz daha lezzetli çipetpetler arıyorsanız, Far Cry 3 Blood Dragon kesinlikle edinmeniz gereken muhteşem bir yapım.
 
Home Register Log In
Üst